Hadis Dersleri 1644, 1650
6 Temmuz 2008
Emirler kısmının 95.çeşidi
1644 nolu Hadis: Ka’b b. Malik hadisinin devamı:
‘’…Ümmü Seleme benim durumum hakkında iyimserdi, benim işimle ilgili haber veriyordu, müjdeci bana bağışlanma müjdesini verince Hz. Peygamberin yanına koşarak gittim. Hz. Peygamber mescitte ashap ile oturuyordu, Hz. Peygamber ayın parlaklığı gibi parlıyordu. Hz. Peygamber mutlu olduğu zaman mutluluğunu yüzünden anlardık. Vardım yanına ve önüne oturdum, dedi ki Hz Peygamber, Ya Ka’b! Müjdeler olsun, Annenin seni doğurduğundan beri üzerine doğan en hayırlı gün dolayısıyla sana müjdeler olsun. Dedim ki, Ey Allahın Elçisi! Bu Allahın katından mı, senin katından mı? dedi ki, Allahın katındandır. Sonra ayetleri okudu, … Dedim ki, Ey Allahın Peygamberi! Benim tövbemden olsun ki, bundan böyle ben doğrudan başka bir şey konuşmayacağım. Şu da benim tövbemden olsun, bütün malımdan sıyrılayım, Allaha ve Elçisine bütün malımı bırakayım. Hz. Peygamber dedi ki, malının bazısını yanında tut Ey Ka’b! Nitekim bu senin için daha hayırlıdır. Dedim ki, öyleyse Hayber’den bana düşen payımı tutacağım. İslam’dan sonra, Allahın Elçisine gösterdiğim bu sadakatten daha büyük Allahın üzerimde bir nimeti olduğunu bilmiyorum. Hem bana hem iki arkadaşıma. O gün yalan söylememiş olmamız bizim için büyük bir lütuftur. Eğer söylemiş olsaydık, tıpkı münafıklar gibi biz de helak olurduk, umuyorum Allah kalan ömrümde beni yalandan muhafaza etsin.’’
Bu Hadis Buhari’de 4156 no ile vardır.
1645 nolu Hadis: ‘’Biriniz uykusundan uyandığında elini üç kez yıkamadan önce elini kabına daldırmasın. Çünkü eli nerede geceledi bilemez.’’
1646 nolu hadis: ‘’Taharet için taş kullanan kimse, üçlesin. Silecekse de üç kez silsin. Kim bir şey yapacaksa güzel yapsın. Kim tuvalet ihtiyacı için gidecekse perdelensin. Hiçbir şey bulamıyorsa kum yığınının arkasına saklansın. Zira şeytan âdemoğlunun makatlarını oyun ve eğlence edinir.’’
Bu hadis Buhari’de ve Müslim’de yoktur.
1647 nolu hadis: Hz. Aişe anlatıyor: Veda haccında Hz. Peygamberle birlikte çıktık. Umreye niyet ettik. Sonra Hz. Peygamber buyurdu ki, yanında kurbanlık bulunana hem hacca hem de umreye birlikte niyet etsin. Sonra ihramdan çıkmasın, ta ki her ikisini tamamlayana kadar. Umreye niyet edenler Beyt’te tavaflarını yaptılar, Safa ile Merve arasında saylarını yaptılar. Sonra da ihramdan çıktılar. Mina’dan döndükten sonra da bir tavaf yaptılar, hacları için. Hacca niyet etmiş olanlar ve hacla umreyi birleştirmiş olanlar ise bir tavaf yaptılar. Hz. Aişe devam ediyor: Mekke’ye geldiğimde hayızlı idim, Kâbe’yi tavaf etmedim, Safa ile Merve arasında da say etmedim, bunları yapamadığımdan dolayı sıkıntımı Hz. Peygambere arzettim. Bana dedi ki, başını(saçlarını) çöz, taran ve Hacca niyet et ve Umreyi bırak. Ben de O’nun dediği gibi yaptım. Haccımızı bitirince beni kardeşim Abdurrahman b. Ebibekir’le birlikte gönderdi Ten’im denen bölgeye. Orda umreye niyet edip umremi yaptım. Hz. Peygamber dedi ki, işte bu da senin umrenin yerine geçer.’’
Bu Hadis Buhari’de 313 no ile vardır.
1648 nolu hadis: Hz. Peygamber sudan bir nehrin yanından geçti, Katırın sırtında idi ve nehre geldi, millet oruçlu ve yayalar çok sayıda var. Hz. Peygamber halka suya yanaşmalarını söyleyerek için, dedi. Halk O’na bakakaldı. Bunun üzerine dedi ki, için, bana bakmayın, ben en kolay durumda olanınızım. Halk yine O’na bakıyor, bu durumda hemen hayvanını suya yaklaştırıp sudan içti Hz. Peygamber. O’nun içtiğini gören halk da içmeye başladı.’’
Bu hadis Buhari’de ve Müslim’de yoktur.
1649 nolu hadis: Bir adam başka bir adamı İbn Ömer’in yanında medh etti. Bu durumda İbn Ömer toprağı ona doğru serpmeye başladı ve dedi, Hz. Peygamber buyurdu ki, medh edicileri gördüğünüzde onların yüzüne toprak serpin.’’
Bu Hadis Müslim’de 3002 no ile vardır.
1650 nolu hadis:
‘’Hz. Peygamber Abdullah b. Mesud’a bana oku dedi. Dedim ki, sana ben mi okuyayım? Hâlbuki Kuran sana indirildi. Hz. Peygamber de dedi, ben başkasından dinlemeyi de seviyorum. Abdullah b. Mesud, ben de Nisa suresini okudum diyor, ta ki şu ayete geldim ‘’fekeyfe iza ci’na min külli ümmetin bişehidin’’ her ümmetten bir şehidi(tanığı) çıkardığımızda ‘’ve ci’na bike ala haülai şehida’’ seni de onların üzerine tanık olarak getirdiğimizde nasıl olur’’ ayetini okuyordum ki, bir de baktım gözleri dolmuş akıyordu.’’
|